BASIN AÇIKLAMASI
Bizler Danimarkada yerel yönetimlere seçilmiş Kürt șahsiyetleri olarak, T.C. Hükümetinin başlatmış olduǧu “demokratik açılım” projesini önemsediǧimizi,. Türkiyede, Kürt Sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözüme kavuşmasını desteklediǧimizi belirtmek istiyoruz. Ancak Son zamanlarda “demokratik açılım” projesini sekteye uǧratmaya yönelik kaygı verici kimi politik gelişmeleride büyük bir endişe içinde izliyoruz.
Son zamanlarda gördüǧümüz; DTP nin kapatılması, Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk´ un Millet Vekilliklerinın elinden alınmasını, Türkiyenin batı bölgelerinde görülmeye bașlanan Kürt insanlarına karşı, ırkçı ve şöven saldırı eylemlerini, eski DTP ve șimdiki BDP ye karşı geniş çaplı gözaltı ve tutuklama operasyonlarını, kürtlerin yoğunlukta yaşadığı Kürt il ve ilçelerinde yerel seçimlerde,halkın seçilmiș temsilcileri bașta olmak üzere, belediye çalışanlarına yönelik tutuklanmaları, haksız ve yanlış bulduǧumuz gibi “demokratik açılım” la bağdaşmayan ve onu zora sokan olumsuz gelişmeler olarak değerlendiriyoruz.
Cumhuriyet tarihinde, benzer uygulamaların hiçbir işe yaramadığını hepimiz gördük. Yanlışta ısrar etmenin kimseye hiç bir faydası yoktur. Türkiye de Kürt sorunun sağlıklı ve doǧru çözümü, demokratik ve barışçıl yollarla olacağını düşünüyoruz. Türkiyede bașta Kürt Sorunu ve diǧer bütün sorunların çözümü konusunda, başka yol ve yöntem arayișlarını, kaygı verici buluyoruz. Daha önce denenen șiddet ve baskı politikaları, sorunu daha da çıkmaza sokar. Türkiye ye, politik,ekonomik,sosyal olarakta büyük zararlar verir düșüncesindeyiz. Şiddet ve baskı politikalarında inatla direnmek, akılla bağdaştırmiyoruz..
Türkiyede genel olarak parti kapatmayı, özelde DTP nın kapatılmasını anti-demokratik buluyoruz. AKP hükümetinin gerek DTP nın kapatılması, gerekse son zamanlarda yürütülmekte olan seçilmișlere yönelik operasyon ve kötü muameleye karși sergilediǧi tavır ve tutum “demokratik açılım”a karşı direnen güçlere cesaret vermektedir. Bu konuda hükümetin daha kararlı ve inanandırıcı olmasını bekliyoruz.
Türkiye de demokrasiye inanmış siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, sendikalara , meslek örgütlerine, aydınlara ve sanatçılara seslenmek istiyoruz. “Kürt Sorunun” çözümü için, demokratik tepkimizi daha da kararlı bir şekilde yükseltmeliyiz. Bu sorunun çözüm yeri TBMM olduğunu, ısrarla tekrarlamalıyız. Bunun içinde, kapatılan DTP yerine kurulan yeni BDP ye daha büyük şans verilmelidir diye düşünüyoruz. Irkçı, şövenist baskılar durmalıdır.
AK-Parti hükümeti “Kürt Sorunu” konusunda daha somut, kararlı ve ciddi davranırsa, yurt içinde ,yurt dışında büyük destek ve güç alacağını görmelidir. Bunun içinde, başta 12 Eylül anayasasını, siyasi partiler yasasını, seçim yasasını değiştirmelidir. Türkiyenin sosyal, tarihsel ve Kültürel yapısına uyumlu bir yerel yönetimler yasasının çıkarılması da zorunlu olmuştur. Ana dilde eğittim, Kürtlerin kimliğinin resmi olarak tanınması yönünde somut adımlar atılmalıdır. Bunlar ve benzer sorunların tek çözüm yeri TBMM dir. Bunun için de başta AK-Parti ye, BDP ye ve diğer partilere büyük görev ve sorumluluklar düştüğünün inacını taşıyoruz. T.C. hükümetinin atacağı her demokratik ilerici adımı destekleyeceğimizi bilinmesini istiyoruz. Bizler yurtdışında seçilmiş Kürt insanları olarak, Türkiye de demokrasinin gelişmesini ve Kürt sorunun barışçı yollarla çözümünden yanayız.
Șiddet ve baskı politikalarını red ediyoruz.
Brøndby Belediye Meslis üyesi Mahmut Erdem, SF (Sosyalist Halk Partisi).
Ishøj Belediye Baskanvekili Bilal Inekci, SF (Sosyalist Halk Partisi)
Ishøj Belediye Meclis üyesi Sami Deniz, SF (Sosyalist Halk Partisi)
Vallensbæk Belediye Meclis üyesi Erdal Çolak, SF (Soayalist Halk Partisi).