|
Darbe Anayasası’nı çöpe atmak için; EVET

Dema Nû gazetesi yazarı Dicle Amedî, Türkiye siyasetinin referandum sürecine girdiği şu günlerde, Kürtlerin farklı politik kesimleri ve sivil toplum kuruluşlarından konu ile ilgili değerlendirmelerini aldı.
Dicle Amedi/Dema Nû
Referandum süreci bir gerçeği daha gözler önüne serdi; Hiç kimse, hatta statükocu-militarist kesim dahi mevcut 12 Eylül faşist Anayasasını açıkça savunamamaktadır.
Bu anayasa yerine bir an önce sivil demokratik, çağdaş bir anayasa yapılmalıdır.
Meclisteki anayasa değişiklik tasarısı görüşmelerinde yüksek bir direnç gösteren MHP-CHP-BDP dahil red cephesinde yer alan statükocular bile halkın önüne, mevcut anayasayı savunacak bir tutumla çıkamamakta, değişikliklerin reddini sağlamak için dolaylı bir yol seçmek zorunda kalmaktadırlar.
“bu anayasayı bizde istemiyoruz, ama..” sözleriyle başlayan, gerekçeleri ne olursa olsun sonuçta “değişikliklere hayır”, “mevcut anayasa değişmesin” sonucuna varan bir yol izlemek zorunda kalmaktadırlar.
Statükocu kesimin sandığa gidip “red” oyu vermek ile sandığa gidilmesini engelleyerek “boykot” yoluyla “evet” oylarını engelleme taktikleri süre dursun, Kürt cephesinde de referandumda evet oyu kullanacaklarını belirten siyasi çevreler giderek genişliyor.
Dema Nu olarak farklı politik kesimlerden ve aydınlardan aldığımız değerlendirmeleri sunuyoruz;
Fehmi Demir (HAK-PAR Genel Başkan Yardımcısı)
Türkiye’de Kürt sorununu çözümü ve demokratikleşme için yeni bir anayasa, demokratik çoğulcu, çok renkli, Kürt ve Türk halkının eşitliğine dayanan bir anayasanın yapılmasının gerektiğine inanıyoruz. Böyle bir adım atılmadan Türkiye’de değişimi sonuçlandırmak, gerçekleştirmek mümkün değildir. Ama bunun akabinde bu referanduma götürülen anayasa değişikliğini şu açıdan önemsiyoruz; bir başlangıç olması itibari ile önemsiyoruz. Statükoda suyun baş köşelerini tutanların değişmesi açısından önemsiyoruz. Sivil ve askeri bürokrasinin, yargı bürokrasisinin toplumu yönetme çabasından kurtulması açısından bir adım olduğunu, gelecekteki daha olumlu değişiklikler açısından bir çaba olduğunu düşünüyoruz. Bunun, statüko ile değişimden yana olanlar arsında bir çekişme olduğunu düşünüyoruz. Bütün ileri beklentilerimize rağmen bu anayasa değişikliklerini önemli buluyoruz. Bu tutumumuza ilişkin parti meclisimiz önümüzdeki günlerde toplanarak bu değişiklikler ilişkin değerlendirme yapacaktır. Biz parti olarak bu güne kadar referandumda olumlu yaklaştık. Ben bu referandumda evet diyeceğim.
Civanroj Ceyhan (KADEP Diyarbakır İl Başkanı)
Referandumda “evet” diyoruz.
1982 Anayasası antidemokratik uygulamalara neden olmuştur. Bu anayasanın değişmesi gerekir.
Anayasa değişiklik paketinin daha geniş olması gerekirdi. Bu şekliyle de olsa yine de, değişim yolunda ve demokratik adımların atılması konusunda olumludur.
1982 anayasası her kese zarar vermiştir. Kürtlere daha çok zararı dokunmuştur. Biz bu amaçla Anayasa değişikliği ile ilgili referandumda evet diyeceğiz.
Av. Selahattin Çoban (Mazlumder)
Bu anayasa paketini eksik bulmakla birlikte temel hak ve özgürlüklerin gelişmesine katkı sunacağı için evet oyu kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü sonuçta darbe anayasasının delinmesi açısından önemli bir adımdır. Ve sivil ve demokratik anayasanın oluşması yolunda ön açıcı olduğu için desteklemeyi düşünüyoruz. Evet ve hayır bir tercihtir. Ama biz bu referanduma evet diyeceğiz. Bu konuda tüm taraflar üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek zorundadır. Değişimden yana olanlar evet demek zorundadır.
Av. Serdar Bülent Yılmaz (Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı)
Bu anayasa paketinin Türkiye’de resmi paradigmanın değişimine kapı aralaması bakımından yararlı buluyoruz. Gerek Kürt sorunu ve gerekse Türkiye’nin tüm yapısal sorunlarını çözmeye çalışanların karşısına her zaman bürokratik bir duruşla Anayasa mahkemesi hep çıktı. Anayasanın değişmez hükümleri ve tabulaşmış bir takım kavramları… Bu yönüyle çok çok yetersiz olmakla birlikte Türkiye’de ilk defa bir kapı aralayan bir çalışma. Bir takım değişim taleplerini de içeriyor. Ama bir bütün olarak baktığımızda oldukça eksik ve oldukça yetersiz buluyoruz. Bu anayasa değişiklik paketinin referandumdan çıkmasını temenni ediyoruz. üyelerimiz kendi tavırlarını kendileri belirleyecektir. Ancak bu referandumunda bu değişikliğin yüksek bir evet oyuyla geçmesi dileğimizdir.
DİYARBAKIR ÇIRA KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ
Mevcut anayasa, 12 faşist cuntası direktifleri ile darbe sonrası hazırlandı. Bu anayasa, dikta rejiminin ve üzerinde yükseldiği Kemalist düzenin ihtiyaçlarının ürünüydü ve tüm toplumsal kesimleri cendereye sıkıştıran, anti demokratik, insan hak ve özgürlüklerini tümüyle yok sayan, baskıcı bir niteliğe sahipti ve halen kimi değişikliklere rağmen bu özelliklerinden bir şey yitirmiş değil.
Tüm toplumsal kesimlerin, Kürtlerin, emekçilerin ihtiyacı olan kendilerini bir parçası kılabildikleri çağdaş, özgürlükçü, katılımcı ve demokratik bir anayasadır. Bu anayasa hazırlanmadıkça, 12 faşist cuntasının anayasası tarihin karanlık çöplüğüne atılmadıkça Türkiye’de anayasa tartışmaları hep canlı kalacaktır.
Ne yazık ki AKP hükümeti de, özgürlükçü ve demokratik bir anayasa yerine mevcut anayasada kısmi değişiklikler gerçekleştirmek istiyor. Yine hükümet, anayasanın hazırlanması sürecinde demokratik ve katılımcı mekanizmalar yaratmaktan, toplumsal sözleşme olarak addedilen anayasanın bir kısmının değiştirilmesi sürecine Kürtlerin ve öteki toplumsal kesimlerin katılımını sağlamaktan, bu kesimlerin gereksinimleri üzerinden anayasayı formüle etmekten kaçınmıştır.
Bütün olumsuzluklarına rağmen, referanduma sunulan değişikliklerin; 12 faşist cuntasının anayasasında gedikler açılmasında, statükocu güçlerin geriletilmesinde, demokrasi mücadelesinin olanaklarının çoğaltılmasında pozitif bir rol oynayacağı kanısındayız.
Sait Aydoğmuş (TEVKURD Yürütme Kurulu üyesi)
TC Anayasası’nın temeli, Kürt ve Kürdistan’ın red ve inkârına dayanmaktadır. Bu red ve inkâr, “devletin ve milletin bölünmezliği” kavramıyla söz konusu Anayasası’nın sadece konuyla ilgili maddelerine değil, ilgisiz maddelerine bile sokuşturulmuştur. Kısacası bu Anayasa, devleti ve milletiyle bir Türk Anayasası’dır ve fakat Türklerin de bir çok temel hak ve hukukunu gasp eden anti demokratik bir Anayasadır.
Bu Anayasa’nın demokratikleştirilmesi elbette ki iyi bir şeydir. Dünya’daki tüm devletlerin ve özellikle Kürdistan’ı egemenlikleri altında bulunduran devletlerin demokratikleşmesi, Kürt ulusal sorunun çözümünü kolaylaştırır ama sorunu doğrudan çözmez. Zira Kürt ulusal sorunu demokratik değil, siyasal bir sorundur. İngiltere, dünyanın en gelişkin demokrasisine sahipti, ama öte yandan da yakın zaman kadar süren İskoç ve İrlanda sorunları gibi ulusal sorunları vardı. Ta ki, İngiliz devleti aldığı siyasi kararlarla bu sorunların siyasal muhataplarıyla oturarak anılan sorunlarını belli bir biçimde çözdü.
Türk egemenlik sisteminin de yapması, gereken budur. Böylesi bir yaklaşım ve siyasal tutum/yöntem benimsenmeden yapılacak değişiklikler Anayasa’yı demokratikleştirebilir ancak onu devleti ve milletiyle Türk Anayasası olmaktan çıkarmaz.
Kürtler, temel sorunlarının çözümünü olumlu etkileyeceği için Türkiye’de demokrasi mücadelesini önemsemeli hele de Anayasa temelli atılacak her demokratik adımı desteklemelidirler. Ancak bu görevlerini yerine getirirlerken, Türk egemenlik sistemince günümüzde daha bir aktüelleştirilen entegrasyonun bir aracı haline gelmekten de sakınmalıdırlar. Bu bakımdan Kürtler, 12 Eylül’de yapılacak Anayasa referandumunda, yukarıda belirttiğim perspektifle “evet” oyu kullanmalıdırlar, ancak özel kampanya ve propagandalarla “evet”i hayat memat meselesi gibi gereğinden çok önemseyerek siyasal entegrasyona alet olmamalıdırlar.
Halim İPEK (Kürt Devrimci Demokratlar Hareketi Sekreteri)
“Anayasa Mahkemesinin referandum kararından sonra, kararın tartışmalı yönüyle birlikte, değişiklik paketi 12 Eylül 2010’ da halk oylamasına sunulacağı kesinlik kazanmış durumda.
Kürt açılımında kayda değer bir yol alınmadığı, aksine yaşadığımız süreçte tıkanmanın alabildiğine yaşandığı mevcut koşullarda Kürtlerinde kısmen taleplerini karşılayacak bir Anayasa değişikliği beklenmiyordu.Ama her şeye rağmen 12 Eylul Anayasasının ruhunda ve özünde bir yarılma/kırılmaya yol açan bu değişikliğin bile önemli olduğu düşünülmelidir.Biz Kürt Devrimci Demokratlar Hareketi olarak, söz konusu değişikliğin, ‘evet’le sonuçlanması halinde, Kürt sorunun tartışılması,kendi taleplerini özgürce ifade edebilecekleri demokratik bir ortama ancak kapı aralayabileceği düşünmekteyiz.Ayrıca bu oylamanın 12 Eylül 1980 darbesinin 30. Yıldönümüne denk gelmesi, vesayetçi, statükocu ,ırkçı asimilasyoncu ve darbeci sistemde dönüşümü olmayan gedikler açacaktır.Özellikle Kürtler daha bir birlik halinde referanduma evet demelidir.Çünkü 12 Eylül darbesi ırkçı faşist uygulamaları ile en çok Kürtleri ezdi.
Referandum süreciyle Kürt Coğrafyasında artan hareketlilik dikkat çekicidir.Söz konusu süreçte Kürt halkı üzerinde bazı oyun ve provokasyonlar tezgahlanabilir.Şimdiden Kürt halkını galeyana getirici ve sabrını taşıyıcı olaylar yaşanmakta. Özellikle gerilla cenazelerine yapılan insanlık dışı vahşet ve işkenceye tabi tutulması duyumları ve cenazelerin morglarda tutulması, verilmeyişi manidardır bizce.
Kürt Devrimci Demokratlar Hareketi olarak, demokratik hak ve özgürlüklerden yana olan, sivil mücadeleden yana, vesayetin değil halkın egemenliğinden yana olan herkesin evet demesi gerekir. Özellikle Kürtlerin bir blok halinde sürece katkı sunmaları gereğine inanmaktayız. Bu değişiklik paketi ile 12 Eylül darbe Anayasasının “çöpe atılmasının ilk adımı” olacaktır. Bu yüzden KDDH olarak bizde, “yetmez, ama evet” diyoruz.”
“12 Eylül referandumu vesayetçi, darbeci ve statükocu geleneğin sonu olacaktır. Kürt halkı, kendi mücadelesi adına bu referandumda söz konusu değişikliğin geçmesini engelleyici bir tutum içinde olmamalıdır. Barış ve Demokrasi Partisi de boykot kararını yeniden gözden geçirmelidir.”
|